Cenk Ağcabay, Umut Yazıları

İşte bilim: Virüs değil ama paradigma değişti – Cenk Ağcabay

ABD Başkanı Biden’ın ABD istihbarat örgütlerine salgına neden olan virüsün kaynağına ilişkin yeni bir araştırma başlatılması talimatı verdiğinin geçen hafta basına yansımasıyla birlikte, virüsün kaynağına dair hakim paradigma hızla sorgulanmaya başladı.

Hakim paradigmanın sorgulanması yönünde ilk kapsamlı yazı Wall Street Journal’da yayınlandı. Ardından Batı basınının tüm önemli mecraları konuya geniş yer ayırmaya başladı. Değişen paradigmaya uyumlanmaya çalışan sadece Batı basını değildi. Facebook sözcüsü geçen hafta, “Kovid-19’un kaynağına ilişkin süregelen bilimsel araştırmalar ve halk sağlığı uzmanlarıyla yapılan görüşmelerin ışığında artık Kovid-19’un insan yapımı ya da üretilmiş olduğu şeklindeki iddiaları uygulamalarımızdan kaldırmayacağız” açıklamasını yaptı. Facebook virüsün laboratuvar kaynaklı olduğuna ilişkin paylaşımlara sansür uyguluyordu ve Biden’ın talimatı sonrası bu tür paylaşımlara sansür uygulamayı terk ediyordu.

1984’ten beri ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü’nü yöneten, Trump’la anlaşmazlıklar yaşayan Anthony Fauci Biden yönetiminde de görevini sürdürüyor. Salgının başından beri, virüsün “doğal yollarla ortaya çıktığını” savunan bilim “otoritesi” Fauci geçen hafta yaptığı açıklamada, virüsün “doğal yollarla ortaya çıktığına ikna olmadığını” söyledi ve Biden’la uyumlu olarak yeni araştırmalar yapılması gerektiğini belirtti. (How Biden came around to the Wuhan lab-leak theory, 31 May)

Fauci’nin bu açıklamalarına konuyla ilgili haberinde yer veren Financial Times, dünyayı kasıp kavuran virüsün “Çin’de bir laboratuvardan çıkması inancı artık bir Trump provokasyonu olarak reddedilmiyor” diyerek virüsün kaynağına ilişkin son bir haftada yaşanan “paradigma” değişimini özetliyordu. Gazete, ABD Başkanı Biden’ın geçen hafta istihbarat örgütlerine virüsün kaynağının aydınlatılmasına yönelik yeni bir çalışma başlatılması talimatını vermesiyle, daha önce “komplo teorisi” olarak reddedilen, virüsün kaynağının bir laboratuvar olması olasılığının daha fazla değer kazanmaya başladığını belirtiyordu.

Trump öne sürdüğünde bir “komplo teorisi”, “provokasyon” olarak mahkum edilen iddialar, Biden öne sürdüğünde “bilimsel” bir değer kazanıyordu. Financial Times’a göre, laboratuvar iddiasının daha önce reddedilmesinin nedeni, Trump’ın salgın yönetimindeki başarısızlığını Çin’i hedef göstererek gizleme arzusuydu. Şimdi salgın yönetiminde başarılı Biden işbaşında ve doğal olarak onun iddiası daha inandırıcı ve ikna edici. Öyle ki, New York Times’a göre, “Herhangi bir yeni bulgu olmamasına rağmen, bilim insanları laboratuvardan sızma teorisini göz ardı etmek istemiyorlar”. Yeni bir bulgu yoksa bu ısrar niye, ya da madem bu teoriye alan açan unsurlar daha önce vardı, daha önceki keskin “göz ardı edişin” nedeni neydi? Sanırız bu sorulara verilecek yanıtlar meseleyi daha anlaşılır kılacaktır.

Virüsün kaynağının Vuhan’daki laboratuvar olduğu iddiası bir yıl önce ABD Dışişleri Bakanı Pompeo tarafından gündeme getirildiğinde, New York Times bu iddianın “pandeminin laboratuvarda kazara meydana gelen bir sızıntının sonucu olabileceğine dair temelsiz bir teori” olduğunu yazmıştı. Biden yönetiminden yapılan açıklamada, yeni araştırmanın temel hedefinin gelecek pandemileri önlemek olduğu ifade edildi, yani özel olarak Çin hedef alınmıyordu.

Çevrebilim uzmanı Stephen Buranyi Guardian’da konuyu ele aldığı yazısında, “salgının başlangıç döneminde” diyordu, “her bilim insanı ve medya figürü pandeminin kaynağının doğal olduğu güvencesini veriyordu”. Buranyi’ye göre, aynı dönemde laboratuvardan sızma teorisini destekleyen bilimsel veriler vardı ancak bunlar “komplo teorisi” olarak reddedildi. (Why the ‘lab-leak’ theory of Covid’s origins has gained prominence again) Buranyi, Fauci ve Batı basınındaki ani tutum değişikliğine işaret ediyor ve kovidin kaynağına ilişkin laboratuvardan sızma teorisinin neden yeniden önem kazandığını sorguluyor.

Sorgulamanın püf noktası herhangi yeni bir bulgu olmamasına rağmen hızla yaşanan tutum değişimi ya da tam tersi. 7 Ağustos 2012’de The Bulletin of the Atomic Scientists’a yazan bilim insanları Lynn C. Klotz, Edward J. Sylvester yazılarına, “İnsan yapımı bir salgının kabul edilemez riskleri” başlığını koymuştu. Yazarlar dünyada canlı potansiyel pandemik patojenleri araştıran 42 adet tesisin var olduğunu, 30 laboratuvarda SARS virüsü üzerine çalışmaların yürütüldüğünü belirtmişler, bu çalışmaların yarattığı tehlikelere dikkat çekmişlerdi. Aynı yayın organında 2009’da yeniden yazan bilim insanı Lynn Klotz, bir kez daha aynı konuyu ele almış, laboratuvarlarda yaşanacak olası bir kazanın büyük insan ölümlerine yol açabilecek bir salgın tehlikesine dikkat çekmişti. (Lynn Klotz , “Human error in high-biocontainment labs: a likely pandemic threat,” Bulletin of the Atomic Scientists, February 25, 2019) Lynn Klotz “Silahların Kontrolü ve Yayılmasını Önleme Merkezi” isimli kuruluşun yöneticisiydi.

Silahlanmanın azaltılmasını ve silahların yayılmasının engellenmesini sağlamaya çalışan bir kurumun yöneticisinin bu açıklaması, esas olarak virüslerin biyolojik silah olarak kullanılması olasılığına işaret ediyordu. Bilim insanları hem araştırma süreçlerinde yaşanabilecek kazaları hem de virüslerin biyolojik silah olarak kullanılma olasılığını gündeme getirmişti.

Ocak 2020’de New York Magazine’de virüsün laboratuvar kaynaklı olma olasılığını tartışan tanınmış araştırmacı-yazar Nicholson Baker, Amerikan Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon) 2015 yılında, son 12 yılda Utah’ta bulunan bir biyolojik araştırma laboratuvarından Avustralya, Almanya, Japonya ve Güney Kore’ye 200 gemi dolusu canlı şarbonun hatalı olarak gönderildiğini keşfettiği bilgisini vermişti. Baker başka bazı örneklere başvurmuş, Pentagon’un en önemli biyolojik laboratuvarlarından Fort Detrick’in 2019 yılında “güvenlik ihlalleri” nedeniyle ve başka bazı laboratuvarlarda “atılan yanlış adımlar nedeniyle Ebola virüsü gibi tehlikeli çalışmaların yapıldığı askeri tesislerin” güvenlik endişesiyle kapatıldığı bilgisini özgün kaynaklara dayanarak veriyordu. Fort Detrick’teki araştırmalar 2009 yılında yine güvenlik endişesiyle durdurulmuş, sonra yeniden başlatılmıştı. Ortaya konulan tüm örnekler virüsler üzerinde geniş kapsamlı çalışmalar yapıldığını ve bunların esas olarak Pentagon’un kontrolü altında gerçekleştirildiğini gösteriyordu.

New York Times gazetesinin liberal yıldızlarından Bret Stephens konuyu ele aldığı yeni yazısında, bir buçuk yılın ardından bazı bilim insanlarının virüsün laboratuvar kaynaklı olma hipotezini içeren çalışmalarına atıflar yapıyor ve bunların göz ardı edilemeyeceğini söylüyor. Atıf yaptığı çalışmaların hiçbiri yeni değil ve kendisi de bunları bir buçuk yıl boyunca göz ardı etti ve Biden’ın yeni araştırma talimatından sonra bu çalışmaları dikkate almaya başladı. Bu çalışmaları neden dikkate almaya başladığını açıklarken, laboratuvar teorisinin doğru başkan Biden ve doğru bilim insanı Fauci tarafından öne sürülmesine işaret ediyor. Stephens, atıf yaptığı çalışmaların Çin Komünist Partisinin propaganda ağzına dönüşmüş Dünya Sağlık Örgütünün çalışmalarından daha güvenilir olduğunu yazıyor. Bunları okuyunca tabii nerede Trump konuşuyor nerede onun liberal düşmanı Stephens insan karar vermekte güçlük çekiyor. (Media Groupthink and the Lab-Leak Theory, 31 May)

Doğru bilim insanı Fauci, Mayıs 2020’de National Geographic’in sorularını yanıtlamış, “bilimsel veriler çok çok güçlü bir biçimde virüsün laboratuvar ürünü olmadığını doğadan geldiğini gösteriyor” demişti. CNN o dönemki bir haberinde, Trump’ın haftalardır dillendirdiği komplo teorilerinin geçersizliğini, ülkenin ve dünyanın en önemli bilim insanlarından birisi olarak takdim ettiği Fauci’nin bu sözlerini alıntılayarak göstermişti. Fauci o dönem pek çok yayın organında aynı sözleri yinelemiş, onun açıklamaları bilimin rehberliği olarak sunulmuş ve kutsanmıştı. Paradigma değişiminin ilk işareti 2 hafta önce Wall Street Journal gazetesinde yayınlanan bir yazı oldu. Bu yazıda, ABD istihbarat örgütlerinin, Vuhan’da salgının başlamasından bir süre önce laboratuvarda görev yapan üç bilim insanının virüs ve mevsimsel grip belirtileri nedeniyle rahatsızlanıp hastaneye başvurduklarını saptadığı iddia edilmişti.

Çin hükümeti ve Çin basını bu iddiaları reddetti. Fauci bu noktada bir kez daha devreye girdi ve Financial Times gazetesine yaptığı açıklamada, sözü edilen üç bilim insanının sağlık raporlarını görmek istediğini, bu raporların virüsün kaynağının tespit edilmesinde anahtar işlevi görebileceğini söyledi. Çin Dışişleri bakanlığı sözcüsü, Vuhan’daki laboratuvar tarafından 23 Mart’ta yapılan bir açıklamada, laboratuvar personeli arasında virüs kaynaklı bir hastalığın yaşanmadığının belirtildiğini, bu iddiaların temelsiz olduğunu söyledi.

İddialar hakkında bir başyazı kaleme alan Çin’in Global Times gazetesi editoryası, laboratuvar teorisi geçerlilik kazanacaksa, araştırılacak tek laboratuvarın Vuhan’daki olmadığını, esas olarak Fort Detrick’e bakılması gerektiğini ileri sürdü. Fort Detrick’in salgından kısa bir süre önce “güvenlik ihlalleri” nedeniyle kapatılmasının kuşkuları arttırdığı belirtirken, ABD’nin Çin sınırlarında kurduğu biyolojik laboratuvarlardan duyulan kaygıları dillendirdi.

Virüsün Vuhan’daki laboratuvardan sızdığı iddiası Batı basınında kendine hızla daha fazla yer buluyor ve Çin Dışişleri Bakanlığı sözcüsü konuyla ilgili yeni açıklamasında önemli bir ayrıntıya dikkat çekti. Wall Street Journal’ın yeni kampanyanın başlangıç noktasını oluşturan haberine imza atan Michael R. Gordon, daha önce yine ABD istihbarat kaynaklarına dayanarak Saddam Hüseyin’in sahip olduğu kitle imha silahlarına ilişkin haberler yapmıştı. Çin sözcüsü, aynı ismin 19 yıl önce olduğu gibi yine yanıltıcı haberler yaptığını ve bir gazeteci olarak hiçbir güvenilirliğe sahip olmadığını dile getirdi.

Amerikan basınına duyulan güvensizlik kuşkusuz doğru ve dahası var. Fauci yeni bir söyleşide sorulan bir soruyu yanıtlarken, Vuhan’daki laboratuvara ABD Ulusal Alerji ve Enfeksiyon Hastalıkları Enstitüsü olarak fon sağladıklarını ve Amerikalı bilim insanlarının laboratuvardaki araştırmalara katıldığını kabul etti. Trump virüsün Vuhan’daki laboratuvardan sızdığı iddialarını dile getirdiğinde, bir açıklama yapan Fransa Dışişleri Bakanlığı, laboratuvarın kuruluşunda Fransa’nın da yer aldığı bilgisini vermiş, Fransız bilim insanlarının bu laboratuvarda çalışmalara katıldıklarını, ileri sürülen iddiaların temelsiz olduğunu belirtmişti.

Vuhan’daki laboratuvarda yapılan çalışmalara farklı ülkelerden bilim insanlarının katılması, burada yapılan çalışmaların gizli kapaklı olmadığının en açık göstergesi. Çin yetkilileri bir yıldır ABD’nin laboratuvarlarında araştırma yapılması talebini dile getiriyor. Virüsün kaynağının laboratuvar olduğuna inanılıyorsa, Fort Detrick’in salgından kısa süre önce “güvenlik ihlalleri” nedeniyle kapatılması gerçeği önem kazanıyor.

Associated Press’in 20 Aralık 2011’de geçtiği bir haberde şu ifadeler yer alıyordu: “ABD hükümeti, ölümcül kuş gribi virüsünün mutasyona uğrayarak insanlar için daha büyük bir tehdit haline gelme olasılığı nedeniyle bilim insanlarından çalışmalar yapmasını istedi. Yapılan çalışmalar sonucunda, iki laboratuvar, yayılması daha kolay yeni türler oluşturmayı başardı.” (Details of lab-made bird flu won’t be revealed)

Haberde ABD yetkililerinin bilim insanlarından araştırmalarının detaylarını açıklamamalarını istediği belirtiliyor, buna neden olarak bilgilerin “biyo-teröristlerin” eline geçmesi tehlikesine işaret ediliyordu. Habercilerin görüşlerine başvurduğu Fauci, “bu hiç kolay bir karar değildi” demişti. Ona göre, bilgiler uluslararası halk sağlığı yetkililerine, bilim insanlarına ve ilaç şirketlerine açılmalıydı. Fauci laboratuvarda geliştirilmiş yeni türlerin “insanları zorunlu olarak hasta etmeyeceğini” belirtiyor ve olası salgınlarla başa çıkabilmek için bu çalışmaların yapılması gerektiğini vurguluyordu. Fauci son söyleşilerinde “fonksiyon kazandırma” olarak adlandırılan bu laboratuvar çalışmalarının yapıldığını reddediyor. 2011’de habercilere konuştuğundaysa, laboratuvarlarda gerçekleştirilen “fonksiyon kazandırma” çalışmalarının yararlarını anlatıyor, doğal bir salgının laboratuvardan gelecek bir salgından çok daha fazla olası olduğunu söylüyordu.

“Fonksiyon kazandırma” çalışmaları yapılıyordu ve bunun bir kazayla ya da biyolojik saldırı amacıyla bir salgın yaratma olasılığı bulunuyordu. ABD’nin güçlü devlet örgütleri ve onların yönlendirdiği medya imparatorluğu Trump’ın işine yaradığını düşündükleri anlatıyı “bilim dışı komplo teorisi” olarak ilan etti. Bu nedenle, virüsün doğal yollarla ortaya çıktığı teorisi hızla yaygınlaştı ve hakim oldu. Bunu sorgulamak adeta büyük bir suça dönüştü. Bilimin “rehberliğini” esas alan solcular da hangi bilim, kimin bilimi, ne için bilim sorularını sormayı unutup, hakim paradigmanın peşine düştü.

Bütün bu laboratuvarlar, burada yapılan çalışmalar unutulmuş, bilimin “rehberliğinde” bir komplo teorisi avcılığı başlamıştı. Amerikan emperyalizminin güçlü devlet örgütleri şimdi doğru başkanla “doğru teoriye” dönüş yapıyoruz diyor. Bilimin, halk sağlığının sınıfsal ve siyasi karakterini gösterecek bundan çarpıcı bir örnek sanırız az bulunur.

Paylaşın