İsmail Güldere, Umut Yazıları

Çöküş dönemine devrimci hamle – İsmail Güldere

Faşist iktidar içinde barındırdığı tüm unsurlarla birlikte Türkiye ve Kürdistan şehirlerinin derin dehlizlerine doğru çöküyor. İşçi sınıfı ve ezilen halklar için ise kendi iktidarlarını kazanma şansı en yüksek derecede bir kez daha güçlü bir şekilde doğuyor.

Devrimci siyaset açısından bu doğuşu doğru bir şekilde ele alma, yönetme ve başarıya ulaştırma sorumluluğu her zamankinden daha fazla gündeme gelmiş bulunuyor. En geniş anti-faşist parti-dernek-sendika örgütlenmelerinde hemen hemen tek gündem mafya iktidarı içindeki krizin patlak vermesi sonucu beliren yönetimin halkalarını nasıl kırılacağının tartışılması ve nihai olarak faşist iktidarı yıkıp yerine işçilerin, kadınların, ezilenlerin, ötekileştirenlerin iktidarını kurulmasının gelmesi gerekiyor.

Milyonları aşan halk kitleleri karşısında tüm kara para, cinayet, uyuşturucu, savaş suçları vs. ile teşhir olan bir faşist parti karşısında gelişen politik tutumun zayıflığı faşist iktidarın toplumsal hafızayı yeni taktik hamlelerle oyalayacağı, iktidarını bu taktik hamleler ile yeniden tahkim edeceği bir sürecin yeni perdesini çok hızlı bir şekilde açma riskini taşıyor.

Faşist iktidar bu sıkıntılı günleri en büyük kozu olarak elinde tuttuğu savaş sanayisinin işlemesi, bacalarının tütmesi ile aşmaya çalışıyor. Bu da mevcut Kürt özgürlük gerillası ile yapılan savaşta hem Kuzey doğu Suriye hem de Güney Kürdistan bölgesinde işgal saldırılarının gelişmesi ve derinliği ile alakalı bir sürecin yeniden ele alınmasını iç politika doğrultusunda kaçınılmaz kılıyor.

Faşist Erdoğan’ın Taksim meydanında yaptığı konuşmada konuşmanın muhatabı olan Gezi ayaklanmasının bileşenine verdiği mesajda rövanşı ben aldım ve yeni mücadeleye hazırlanıyorum olurken TRT’de yaptığı konuşmada ise faşist iktidarının artık parlamento dahil burjuva muhalefete gerek kalmadığının ilanı oluyor. Bu iki konuşma hem devrimci siyaseti hedef alırken hem de kendi karşısından konumlanan burjuva muhalefeti ezme aşamalarının bir duyurusu oluyor. Ancak faşist iktidarın bu hedeflere ulaşmasının önünde bugün çok büyük bir devrimci fırsat bulunuyor. Bu devrimci fırsat kesinlikle yayınlanan videolarla açığa çıkan devlet pisliğinin yargı yolu ile temizlenmesi ya da uluslararası mahkemelerle mahkûm edilmesi değil ancak halkın iktidarı alaşağı edip yeni bir yönetim kurması yani devrim yapması ile mümkün olabilir.

Faşist iktidar yayınlanan videolarla ilgili olarak pislik dediği Sedat Peker ile uzlaşmaz bir onura sahip değildir, yine faşist iktidar katil Biden dediği emperyalist Amerika ile uzlaşmaz çelişkilere sahip değildir. Bu nedenle gelecek günlerin planlaması bu anlaşmaların veya anlaşmazlıkların derinleşmesi üzerinden yapılamaz, ancak ve ancak uzlaşmaz çelişkilere sahip olan devrimci bir irade ile faşist iktidara karşı örgütlenme ve propaganda çalışmaları ile gerçekleştirilebilir. Faşist iktidarın teşhir çalışmasını yürütmek de bu doğrultuda var olanın teşhiri ile değil aslında olanın teşhiri ile yapılıp hayali beklentilerin yanıltıcı olacağını en gerçek, somut haliyle anlatarak yapmak gerekiyor. Yani işçi sınıfı ve ezilen halklar üzerindeki sömürüyü ve sömürgeciliği kaldıracak olanın ne devletin gizli kayıtlarını paylaşan Sedat Peker videoları olabilir ne de bu videoları dikkate alıp faşist iktidarı yargılayacak uluslararası veya ulusal mahkemeler olabilir. Burada kurtuluşun birleşik devrimci mücadele öncülüğünde en geniş anti faşist örgütlenmenin iktidarı kazanmaya yönelik devrimci eylem çalışmasının tek umut olduğunu vurgulu bir şekilde anlatmak gerekiyor.

AKP-MHP faşizmine karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiği sorusunun da yanıtını da somut ve açık bir şekilde ortaya koymak gerekiyor. Ülkede tüm camilerin olduğu noktaları iktidarını korumak için birer muhafız olarak ilan eden faşist Erdoğan karşısında toplumsal mücadele dinamikleri kendi zor güçlerini yaratmadan önlerindeki muhafız alayını geçemeyeceklerini iyi bilmeliler. Lenin Moskova ayaklanmasında “Kitleler, silahlı, kanlı ve ümitsiz bir mücadeleye girmekte olduklarını bilmelidirler. Ölüm korkusunu küçümseme aralarında ne kadar yaygın olursa zafer o kadar garantilidir” diyor. Toplumsal mücadele dinamikleri başta olmak üzere halk içinde faşist iktidar bilincinin, düşman kuvvetlerin somut durumunun anlatılması ve buna uygun bir örgütlenmenin yapılması gerektiğinin en geniş düzeyde bilince çıkartılması gerekiyor.

1847 Komünist Manifestosunda, Marx ve Engels komünistlerin “hedeflerine ancak mevcut toplumsal koşulları zorla devirerek” ulaşabileceklerini söylüyor. Elbette ki bir taraftan bu zor güce karşı zor yani silahlı mücadele örgütlenmesi yürütülürken bir taraftan da en kitlesel gösterilerin, genel grevlerin de örgütlenmesi en geniş işçi sınıfı ve ezilen halkların şiddetinin faşizme karşı yönlendirilmesi gerekiyor.

Öyleyse faşist iktidar krizinin açığa çıkardığı kirden yayılan koku karşısında kokunun nasıl bir bileşkeden yayıldığı ve açığa çıkan bileşiminde hangi bileşenlerin olduğunun araştırılması, tespiti, teşhiri vs. ya da bu kokunun daha nerelere yayıldığı merakını giderecek tek yöntem yayınlanan videoları takip etmekten, bunun için komisyon kurmaktan değil, demokratik bir halk iktidarını kurmaktan geçiyor. Faşizmi yıkma mücadelesinde birleşik güç katalizörlüğünde en geniş anti-faşist birliğin örgütlenmesi için ileri…daha ileri diyerek faşizmi yıkmak, özgürlüğü kazanmak için hamle zamanı.

Paylaşın