Hasan Gezgin, Umut Yazıları

1 Mayıs Taaruzu – Hasan Gezgin

2021 1 Mayısı’na Türkiye Sosyalist Hareketi’nin saflarının daha berrak ve net olduğu bir dönemeci örgütlerken giriliyor. Birleşik devrim stratejisinin varlığı ve onu bayraklaştıranlar bu gerçekliği pratikleri ile ortaya koyuyor. Tarihsel süreçlerin hepsi birleşik güçlerin iradeleriyle yoğruluyor ve kazanımlar elde ediliyor.

1 Mayıs’ın arifesindeyiz. Ülkemizin her karış toprağında işçi eylemleri, gençlik direnişleri, kadın kurtuluş mücadeleleri ve diğer bütün ezilenlerin faşizme ve sisteme karşı öfkesinin isyana dönüşmesinin öngünlerini görmekteyiz. 1 Mayıs’ın arifesindeyiz, ayaklanmaların pratiklerini daha da pekiştirmekteyiz. 1 Mayıs’ın arifesindeyiz, faşizme karşı dövüşmenin anahtar kelimelerini ve pratiklerini hem öğrenmekte hem de öğretmekteyiz. 1 Mayıs’ın arifesindeyiz, daha büyük kavgaya hazırlanırken durmadan savaşmaktayız.

AKP-MHP faşist iktidarının Kürt halkı, Aleviler, işçiler, kadınlar, gençler ve diğer bütün ezilenler üzerinde onları ayırmak ve ayrıştırmak, bölmek ve yönetmek için ürettiği saldırganlığın devrimci mücadeleyle ve halk içerisinde faşizme karşı olan öfkeyle aşıldığını bilince çıkarmak gerekmektedir. Faşist iktidarın artık toplumsal rıza ve zor aygıtlarını örgütlemede ki tıkanıklığı ezilenlerin cephesinden sürekli büyüyen öfke sonucu olmuştur. Bir belirleme yapmak gerekmektedir, çünkü bu artık daha fazla elzemdir; ülkemiz halklarının faşist iktidara olan hissiyatı öfkedir ama örgütsüz bir öfkedir. Diğer tespit; birleşik mücadele stratejisinin bu örgütsüzlüğü aynı cephe içerisinde birleştirmek için yaptığı eylem ve pratiklerdir. Bu iki unsur birleşecektir. Kaderci beklenti değil, devrimci stratejinin ve eylemlerinin önünü açacağı “şey” bu iki unsuru bir araya getirmektir. Toplum içerisinde faşizme karşı eylem yapılabilir mi sorusu artık yanıtını devrimci şekilde bulmuştur. Çünkü faşizme ve onun sermaye odaklarıyla kurduğu “örgütlü kötülük” yapılanması kendi duvarlarının yıkılmazlığı ardında çaresizce gelecek hesaplamaları yapmaktadır. Bunun da en güncel görevi 1 Mayıs’ı devrimci niteliğiyle kutlamaktır.

Faşizm, böylesi bir ortamda kırılan hegemon gücünün tesisi için toplumun önemli ve stratejik alanlarına saldırılar düzenlemektedir. İdeolojik, fiziki, maddi, psikolojik vs… 1 Mayıs hazırlıkları için sokağa çıkanlara saldıran iktidarın kendi kongrelerini örgütlemede ki ‘üst düzeyli hassasiyeti’, atadığı bakanların ve rektörlerin toplumsal bazda kabul görmeyişi, son birkaç aydır yapılan eylem ve mitinglerin sistemi kökten etkilemesi ve bütün bunların artık hiçbir şeye gerek kalmayan ‘teşhiri’.

Faşist iktidar böyle bir saldırganlığı toplumun her yapısının ayrı ayrı durması gerektiği üzerinden bir taktik uygulamaktadır. Ancak hem devrimci ısrar hem de ‘doğal’ bir toplum refleksi olarak çok kısa sürede olan birçok gelişme toplumun her kesimini birleştiren güç olmuştur. Migros işçilerinin eylemleri de böyle, Boğaziçi Direnişi de, 8 Mart ve Newroz da böyle olmuştur. Her toplumsal dinamik faşizme karşı birleştikçe faşizmin saflarında aynı paralellikte ‘bocalamalar’ olmaktadır. İktidarın yalakaları, sermayedarlar-patronlar ve rantçılar, AKP’nin sözcüsü sözde akademisyenler vs. aklınıza toplumun hangi kılcal damarı geliyorsa gelsin her yerde faşizmin resmi-sivil düzeyde olan temsilcileri halkın örgütlü gücü, şu anda daha ‘düşük’ düzeyde olsa bile onların saflarını dağıtabilmektedir.

İşçi ve emekçilerin devrimcileşen argümanları 1 Mayıs’ın bu yaklaşan günlerinde daha da net olarak politikleşmektedir. Halkın “sol” olarak gözüken ama faşizmin korku duvarlarına sığınan sendikalara, partilere ve kişilere karşı aldıkları tavır da günümüzün küçük görünen bir olayı olsa da tarihsel bir olaylar bütünüdür.

Kısaca, 2021 1 Mayıs’ı işçi ve emekçilerin devrimci olana daha da yakınlaştığı bir süreç olarak tarihi bir dönemin belki de başlangıcı olacaktır.

1 Mayıs’ın bilinç ve eylemi; milat olsun

Bu sebeple özelinde 1 Mayıs yürüyüşünde faşizmin bütün kolları ile halka ve birleşik mücadeleye saldıracağını görmek gerekmektedir. Ülke içinde ve zaten ülke dışında her yerde devrimcilere ve halka saldırmaktadır. Saldırılara cevaplar, aynı düzlemdedir. Faşizme karşı esastan kavganın hedefi, süreklileştirdiğimiz çizginin geriye düşmemesidir. Bu neresinden bakarsan bak; savaştır. Sokakta polise barikat kuran da, elinde ne varsa düşmana doğrultan da, faşizme karşı savaşın ve savaşımın her türlüsünü vermektedir. İdeolojik, politik, maneviyat dolu bir savaşım. Birleşik mücadele, tarihte öncülük sahnesine belki de beklenenden daha erken varacaktır. Çünkü, stratejisinin ve bilinç+eyleminin örgütlediği yol Türkiye ve Kürdistan emekçilerinin, halklarının faşizmle dövüşmesini büyütmektedir.

1 Mayıs büyük bir milat olsun. AKP-MHP faşizmi tarafından bilinen bütün yöntemlerimizi değiştirelim. 1 Mayıs pratikleri – Taksim’den yoksul bir mahalleye kadar- büyük bir değişim ve üstün taktik belirleyen olmayı öğretmelidir. Birleşik mücadele pratiklerimiz zafere kadar kendisini çizgisel ama yenileyen olmalıdır. 1 Mayıs milat olsun ki işçilerin, gençlerin, kadınların ve bütün ezilenlerin kurtuluşu ‘bir gün olur’ değil ‘1 gün önce’ olsun. Bu yüzden 1 Mayıs’ta kavga daha güzel olacak.

1 Mayıs pratikleri sadece o güne özel değildir. Faşizmin devrimcilere çizmeye çalıştığı sınırları aşmanın yolu o sınırların ötesinde sınırsızlık yaratmaktır. Devrimciliğin sınırsızlığını göstermektir. Faşizmin ideoloji, şiddet ve politika üreten her kurum ve kişisine 1 Mayıs’ın kızıllığında devrimci ideoloji, şiddet ve politika üretmek güncel görevdir. Birleşik, güçlü ve kararlı mücadele zemini ezilenleri sarmalamaya çalışan faşizmin ‘ayarlarını’ bozacak ve yıkacaktır. Devrimci 1 Mayıs ve onun öğretileri artık daha fazla öğretecektir, yol gösterecektir.

Paylaşın