Çeviriler

Ateş altında seçimler: Filistin’in imkânsız demokrasi ikilemi – Ramzy Baroud (Çeviri: Ayşe Baran)

Birçok Filistinli aydın ve siyasi analist, 22 Mayıs ve 30 Haziran tarihlerinde yapılacak Filistin seçimlerini destekleme ya da reddetme konusunda bir tavır almak zorunda kalmak gibi imrenilmeyecek bir konumda. Ama bunun kolay yanıtları yok.

Geçen Ocak ayında Filistin Yönetimi Başkanı Mahmoud Abbas’ın önümüzdeki aylarda yasama ve başkanlık seçimlerinin yapılacağına dair uzun zamandır beklenen açıklaması geniş çapta kabul gördü: bir demokrasi zaferi olarak değil de rakip Filistin fraksiyonları arasında, asıl olarak Abbas’ın El Fetih partisiyle Hamas arasındaki diyaloğun ilk somut olumlu sonucu olarak.

Filistinliler arası diyalog açısından seçimler, eğer engellenmeden yapılabilirse, İşgal Edilmiş Topraklar’daki Filistinlilerin en nihayet bir miktar demokratik temsile sahip olacağına -İşgal Edilmiş Topraklar dışındaki milyonlarca Filistinliyi içerecek daha kapsayıcı bir temsile doğru ilk adım- dair bir umut ışığı oluşturabilir.

Ama bu kadar mütevazı beklentiler bile birçok “eğer”e bağlı: Filistin fraksiyonları 24 Eylül’deki İstanbul Anlaşması’nda verdiği taahhütlere uyarsa; İsrail, Kudüs’te yaşayanlar da dahil olmak üzere Filistinlilerin engellenmeden oy kullanmasına izin verirse ve Filistinli adayları tutuklamaktan imtina ederse; ABD’nin başını çektiği uluslararası topluluk demokratik seçim sonucunu galip tarafları ve adayları cezalandırmadan kabul ederse; yasama ve başkanlık seçimlerinin ardından Filistin Ulusal Konseyi’nde -sürgündeki Filistin Parlamentosu- sonuçları daha önemli ve başat seçimler de gelirse vb.

Bu koşullardan bir tanesi tatmin edici olmazsa, Mayıs seçimlerinin, Abbas’a ve rakiplerine bir meşruiyet cilası kazandırmak, dolayısıyla daha fazla zaman kazanmalarını ve mali destekçilerinden daha da fazla fon almalarını sağlamak dışında başka bir pratik amaca hizmet etmesi olanaklı durmuyor.

Bütün bunlar bize şu soruyu düşündürtüyor: Askeri işgal altında demokrasi mümkün müdür?

2006’daki son demokratik Filistin parlamento seçimlerinin, ki sonuçları İsrail’i memnun etmemiştir, neredeyse hemen ardından yeni parlamentonun 2 Filistinli bakanı ve üyesi hapse atıldı ve çoğu halen hapistedir.

İsrail Batı Şeria’da Hamas liderlerini ve üyelerini tutuklama kampanyasına çoktan başladı; tarih tekerrür ediyor. 22 Şubat’ta, Hamas yetkilileri de içinde olmak üzere 20’den fazla Filistinli aktivist gözaltına alındı; bu, İsrail işgal yönetiminden Filistinlilere İsrail’in onların diyaloglarını, birlik anlaşmalarını ya da demokrasilerini tanımayacağına dair net bir mesajdı.

İki gün sonra 67 yaşındaki Hamas lideri Ömer Barguti işgal altındaki Batı Şeria’ya İsrail askeri istihbaratına çağrıldı ve Mayıs seçimlerinde aday olmaması konusunda uyarıldı. Al,Monitor Barguti’den alıntı yaparak şöyle yazdı: “İsrailli yetkili yapılacak seçimlerde aday olmamam konusunda beni uyardı ve aday olursam beni hapse atmakla tehdit etti.”

Filistin Anayasası ister parlamento isterse başkanlık için olsun tutsakların seçimlerde aday olmasına olanak sunuyor, bunun tek nedeni de Filistinli liderler arasında en popüler olanların çoğunlukla parmaklıkların ardında olması. Mervan Barguti de bunlardan biri.

2002’den beri hapiste olan Barguti, El Fetih’in en popüler lideri olmayı sürdürüyor; Abbas’ın yaşlılarına karşılık hareketin genç kadrosundan takdir görüyor. Yaşlı kadrolar, 85 yaşındaki başkanın otoritesini üzerine inşa ettiği yoz siyasal hamilik sisteminden son derece yararlandılar.

Bu yoz sistemi sürdürmek için Abbas ve kliği Barguti’yi marjinalize etmek için çok uğraştı, bu da El Fetih’in enerjik liderinin İsrail tarafından hapiste tutulmasının şimdiki Filistin Başkanının çıkarlarına hizmet ettiğini akla getiriyor.

Sadece Abbas Barguti’nin bırakılması için İsrail’e baskı yapma konusunda pek bir şey yapmadığı için değil, tüm güvenilir kamuoyu anketleri El Fetih destekçileri -aslında tüm Filistinliler- arasında Barguti’nin Abbas’dan çok daha popüler olduğu için de bu iddianın geçerliliği fazla.

Abbas 11 Şubat’ta Sivil İşler Bakanı ve El Fetih Merkez Komite üyesi Hüseyin el Şeyk’i, Barguti’nin başkanlık seçimlerinde aday olmaktan caydırmak üzere gönderdi. Filistin Başkanı için ideal senaryo, Filistin Yasama Konseyi (FYK) seçimlerinde El Fetih listesinin başına koyarak Barguti’nin popülaritesinden yararlanmak olur. Böylece Abbas, başkanlık koltuğunu kendisine ayırarak El Fetih destekçilerinin güçlü katılımını garantiye alabilir.

Barguti Abbas’ın önerisini şiddetle reddederek böylece Abbas’a karşı beklenmedik bir meydan okumada bulunmuş oldu: Abbas şimdi El Fetih oylarını bölme, FYK seçimlerini tekrar Hamas’a karşı kaybetme ve başkanlık seçimlerini Barguti’ye karşı kaybetme riskleriyle karşı karşıya.

İsrail ordusunun gece baskınları ve baskıları ile bölünmüş el El Fetih hareketinin içindeki siyasi entrikalar arasında seçimlerin, eğer gerçekleşebilirse, Filistinlilerin İsrail işgaline karşı ve Filistin’in özgürlüğü için mücadelede en nihayet birleşik bir cephe oluşturmasına olanak sağlayıp sağlamayacağını merak ediyor insan.

Bir de seçimlerin sonucuyla ilgili olarak “uluslararası topluluk”un olası tutumu konusu da var. Gazete haberleri Hamas’ın “İsrail’in yaklaşan seçimlerde temsilcilerinin ve adaylarının peşine düşmemesini sağlamak için” (Al-Monitor) Katar ve Mısır’dan güvence arama çabalarından söz ediyor.

Ama Arap ülkeleri Tel Aviv’den ne tür güvenceler elde edebilir ve İsrail Birleşmiş Milletler’i, uluslararası hukuku ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’ni vb dikkate almazken Doha ve Kahire’nin elinde ne tür bir nüfuz olabilir ki?

Bununla birlikte Filistin demokrasisinin bu atalet durumunda varlığını sürdürmeye gücü yeter mi? Abbas’ın başkanlık görevi 2009’da bitti, FYK’nin 2010’da ve aslını ararsanız Filistin Özerk Yönetimi de, işlevi 1999’da sona ermesi gereken bir ara siyasi organ olarak kuruldu. O zamandan bu yana “Filistin liderliği” Filistinliler arasında meşru görülmedi, geçerliliğini, bunun yerine, Filistin’de demokrasiyi desteklemekle nadiren ilgilenenlerin desteğinden aldı.

Bu hikâyede tek umut ışığı, el El Fetih ve Hamas’ın, şu anda büyük ölçüde Abbas’ın el El Fetih hareketinin tekelinde olan Filistin Kurtuluş Örgütü’nü (FKÖ) yeniden yapılandırma üzerinde anlaşmış olmasıdır. FKÖ’nün demokratik yenilenmesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği büyük oranda Mayıs ve Haziran seçimlerinin sonucuna bağlı.

İsrail de içinde olmak üzere öteki Ortadoğu ülkeleri gibi Filistin’de de bir siyasal meşruiyet krizi var. Filistin çok az özgürlüğü olan ya da hiç olmayan işgal edilmiş bir toprak olduğu için, bu korkunç koşullarda gerçek demokrasiye muhtemelen ulaşılamayacağını öne sürmek için haklı nedenler var.

İngilizce orijinalinden Ayşe Baran tarafından Umut Gazetesi için çevrilmiştir.

*Ramzy Baroud gazeteci, yazar ve Palestina Chronicle‘ın editörüdür. Son kitabı  The Last Earth: A Palestinian Story (Pluto Press, Londra 2018) Exeter Üniversitesi’de Filistin Araştırmaları dalında doktora yapmıştır ve Orfalea Center for Global and International Studies, UCSB’de misafir öğretim üyesidir.

Kaynak: http://www.ramzybaroud.net/elections-under-fire-palestines-impossible-democracy-dilemma/

Paylaşın